This control is not working properly!
Error message: [ Received Data, for debug purposes ]
----------- Parameters -----------
-- Values may be shown with wrong format for the database
set @P0 = 'Toplum'
----------- Query -----------
exec Select_RadDesignerPageDetailsbyPageN @P0
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
This control is not working properly!
Error message: [ Received Data, for debug purposes ]
----------- Parameters -----------
-- Values may be shown with wrong format for the database
set @P0 = 'Toplum'
----------- Query -----------
exec Select_RadDesignerPageDetailsbyPageN @P0
|
|
|
|
|
|
|
|
This control is not working properly!
Error message: [ Received Data, for debug purposes ]
----------- Parameters -----------
-- Values may be shown with wrong format for the database
set @P0 = 'Toplum'
----------- Query -----------
exec Select_RadDesignerPageDetailsbyPageN @P0
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
This control is not working properly!
Error message: [ Received Data, for debug purposes ]
----------- Parameters -----------
-- Values may be shown with wrong format for the database
set @P0 = 'Toplum'
----------- Query -----------
exec Select_RadDesignerPageDetailsbyPageN @P0
|
|
|
|
|
|
Kanserin Nedenleri
Yüksek teknolojinin bütün nimetleri ve modern tıbbın kaydettiği bütün ilerlemelere karşın, kanser günümüzde de manevi ve maddi önemli bir sağlık sorunu olma özelliğini korumaktadır. En sık görülen 10 kanser türünün sıklığı ve ölüm oranının 1990-1995 arasında düşme eğilimi göstermesine karşılık, son yapılan değerlendirmeler düşme eğiliminin durduğunu ve kanser sıklığının özellikle sanayileşmiş ülkelerde giderek artmakta olduğunu göstermektedir. Bu artış nedeniyle önümüzdeki yıllarda örneğin ABD'de her dört aileden üçünün bu hastalıktan etkileneceği öngörülmektedir. Her iki erkekten biri ve her üç kadından biri yaşamı boyunca kanserle karşılaşma riski altındadır. ABD’de bu yıl 1.250.000’e yakın yeni kanser vakasının saptanacağı ve yaklaşık 570.000 kişinin kansere bağlı olarak yaşamını kaybedeceği tahmin edilmektedir. Devlet İstatistik Enstitüsü'nün verilerine göre, ülkemizde de kanser bütün ölüm nedenleri arasında kalp hastalıklarından sonra ikinci sırada yer almaktadır. Ancak sağlıklı bir veri bildirim sisteminin bulunmaması nedeniyle, hastalığın bölgelere göre dağılımı kesin olarak bilinmemektedir.
Kanserin Biyolojisi
Kanser tıp dünyasında yoğun araştırılan konuların başında gelmektedir. Hastalığın ortaya çıkmasında rol oynayan nedenler ve mekanizmalar günümüzde oldukça iyi anlaşılabilmiştir. Kanser dokuları oluşturan hücrelerin kontrolsüz olarak çoğalması sonucu ortaya çıkan ve genellikle hastanın yaşamının sonlanmasına neden olan genetik bir hastalıktır. Burada “genetik” tanımlaması kansere ailevi yatkınlıktan öte, genlerdeki değişikliklere (mutasyonlar) bağlı kazanılmış işlev bozukluklarını tanımlamaktadır. Çeşitli hücre içi ve dışı etkenlere bağlı olarak hücrelerde önce sınırsız çoğalma yeteneği (ölümsüzlük) ortaya çıkmakta, ardından eklenen mutasyonlar hücrelerin sadece bulundukları yerde değil daha uzak yerlerde de çoğalabilmesini mümkün kılmaktadır (metastaz). Bununla birlikte bugüne dek elde edilen veriler kanserin oluşumunu önlemeye yönelik uygulamaların çok daha büyük başarılar getirebileceğine işaret etmektedir. Çünkü bütün kanser türlerinin %60'dan fazlasının önlenebilir çevresel nedenlere bağlı olduğu kabul edilmektedir.
Kanser türleri histolojik olarak üç sınıf içerisinde incelenmektedir. Bunlar daha çok vücudun yüzeylerini kaplayan dokulardan çıkan karsinomlar, kemik, adale, kıkırdak gibi destek dokulardan çıkan sarkomlar ve kan ve lenf düğümlerinden kaynaklanan lösemi ve lenfomalardır. Karsinomlar insan kanserlerinin %90’ından fazlasını oluşturur. Her üç türün de biyolojik davranışı birbirinden farklıdır ve bu nedenle kanser tedavisinde kullanılan cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi uygulamaları da değişiklik göstermektedir.
Normal hücrelerin kanser hücrelerine dönüşmelerinde geçtikleri aşamalara karsinogenez adı verilmektedir. Bu değişikliklere neden olan başlıca etkenler kimyasal maddeler, ultraviyole ve iyonizan radyasyon gibi fiziksel ajanlar ve virüslerdir. Hepatit B virüsü, insan papilloma virüsü ve retrovirüslerin kansere neden oldukları hemen hemen kesinlik kazanmıştır. Kanser etkenlerinin kesin olarak saptanabilmesi korunmaya yönelik uygulamaları güçlendirecek, ayrıca örneğin virüslerin neden olduğu rahim boynu kanseri için söz konusu olduğu üzere aşı çalışmalarıyla önlenmesi olasılığını gündeme getirecektir.
Sigara
Kansere neden olan alışkanlıkların başında elbette sigara kullanımı gelmektedir. Sigara başta akciğer kanseri olmak üzere, ağız boşluğu, idrar kesesi ve pankreas kanserlerinin gelişiminden sorumlu tutulmaktadır. Bütün kanserlerin %30'u sigara ve diğer tütün ürünlerine atfedilmektedir. Günde 1-10 adet sigara içmekle akciğer kanseri riski içmeyenlere göre %20 artarken, iki paket içildiğinde bu rakam %80'e varmaktadır. Öte yandan sigara içilmese bile sigara içilen ortamda bulunulması da (pasif içicilik) akciğer kanseri riskini yaklaşık 1,5 kat artırmaktadır. Yaklaşık 20 yıl günde bir paket sigara içmiş birinin akciğer kanserine yakalanma riski sigarayı bıraktıktan sonraki 10 yıl içerisinde ancak yarıya inmektedir. Sigaranın zararlı etkileri beraberinde alkol alındığında daha da artmaktadır.
Beslenme Alışkanlıkları
Ulusların beslenme alışkanlıklarını ve belli kanserlerin görülme sıklığını dikkate alarak yapılan çalışmalar, yüksek yağ ve protein, düşük lif içeren gıdalar yenmesinin kalın bağırsak, meme, pankreas ve prostat kanserleri riskini artırdığını ortaya koymuştur. Yanlış beslenmenin bütün kanserlerin %35'inden sorumlu olduğuna inanılmaktadır.
Çevre Kirliliği
Kanserin ortaya çıkmasından sorumlu üçüncü önemli neden ise giderek artan çevre kirliliğidir. Çevre kirliliği sadece hava kirliliğinden ibaret değildir. İçme ve kullanma sularının, toprakların, dolayısıyla yiyeceklerin kirliliği de bu kapsam içerisine girmektedir. İnsanoğlu toprağı kazıp pek çok madeni yeryüzüne çıkarmakta, ne var ki aslında yeryüzünde bulunmaması gereken bu madenlerin atıklarını zararsızlaştırmada aynı duyarlılığı göstermemektedir. Her gün kullanılıp çöpe atılan "piller" bunun en basit örnekleridir. Çevre kirliliğinin kanser oluşumuna katkısı ozon tabakasının incelmesi ve mesleki faktörleri de işin içine kattığımızda %10'u bulmaktadır.
Kansere yakalanma olasılığı yukarıda anlattığımız etkenlerle karşılaşma yoğunluğu ve süresi ölçüsünde artmaktadır. Bu nedenle yaş ne kadar ileriyse o kadar sık ve düzenli doktor kontrolünden geçerek hastalığın henüz başlangıcında yakalanması mümkündür. Yeterince erken tanı konulduğunda kanser tamamen tedavi edilebilecek bir hastalıktır. Kadınlar için meme ve üreme organlarına ait kanserlerin; erkekler için ise prostat ve akciğer kanserlerinin yaşla ilişkisi bilinmektedir.
Kanserden Korunma
Ülkelerin beslenme özelliklerini temel alan çalışmalar kanseri önlemede hangi gıdaların seçilmesi (veya seçilmemesi) gerektiğini ortaya koymuştur. A.B.D. Ulusal Bilimler Akademisi ve Ulusal Kanser Enstitüsü'nün bu konudaki ilk önerisi alınan yağ miktarını kısıtlamaktır. Buna göre yağlardan alınan kalori, günlük kalori alımının %30'unu geçmemelidir. Öte yandan lifli gıdalara ağırlık verilmeli, rafine gıdalardan olabildiğince uzak durulmalıdır. Özellikle taze sebze ve meyveler ve son yıllarda ülkemizde de tüketimi giderek yaygınlaşan tam işlememiş tahıl ürünleri tercih edilmelidir. Füme gıdalardan kaçınılmalıdır. Uzak Doğu ülkelerindeki yüksek mide kanseri sıklığından isli balık yeme geleneğinin sorumlu olduğu kabul edilmektedir. Etleri pişirmede yeterince iyi yanmamış mangal ateşi kullanılması da bazı kanser yapıcı kimyasal maddelerin oluşmasına neden olmaktadır. Aynı risk yüksek miktarda nitrit içeren salam, sosis gibi şarküteri ürünleri için de geçerlidir. Alkol kısıtlı miktarlarda alınmalıdır. Şişmanlığın kansere neden olduğuna dair bir veri yoktur, ancak kilo fazlasından kaçınmak yerinde olacaktır.
Kanseri önlemede bazı vitaminlerin önemli rol oynadığı bilinmektedir. Bunlardan en fazla bilinenleri A, C, E vitaminleri, beta-karoten ve selenyumdur. Bu maddelerin çevresel faktörlerin hücrelerde meydana getirdikleri değişiklikleri ve dolayısıyla kanseri önledikleri (kemoprevansiyon) ortaya konmuştur. Yüksek riskli bireylerde E vitamininin prostat kanseri riskini azalttığı, retinoid izotretinoinin baş ve boyun bölgesi kanserlerini azalttığı ve beta karoten, E vitamini ve selenyum kombinasyonunun mide kanseri riskini düşürdüğü gösterilmiştir. Ne var ki, bu maddelerin optimum kullanım dozu bilinmemektedir, ancak belli miktarlarda alındıklarında koruyucu özelliğe sahiptirler, bu düzeyin altında ve üzerinde etkileri azalmaktadır. Batı ülkelerinde bu amaçla formüle edilmiş vitaminler kullanıma sunulmuştur.
Diyet özellikleri dışındaki çevre faktörlerini de göz ardı etmemek gereklidir. Strotosferik ozonun azalması ultraviyole ışınlarının zararlı etkilerini artırmıştır. ABD’de yılda 600.000’den fazla cilt kanseri tanısı konmaktadır. Bu nedenle fazla ve korumasız güneşlenmekten kaçınmak gereklidir. Ultraviyolenin cilt kanserine neden olan etkisi kesindir.
Erken Tanıya Yönelik Önlemler
Diyeti ve diğer çevresel faktörleri tamamen kontrol altına aldığımızı var saysak bile, kanserden tamamen uzak olmamız mümkün değildir. Çünkü ilerleyen yaşla birlikte hücrelerdeki çoğalmayı kontrol eden mekanizmalar zayıflamakta, dahası o güne dek yapılmış olan hücresel hatalar da birikmektedir. Bu nedenle kansere karşı önlem almak kadar düzenli aralıklarla doktor kontrolünden (kanser taramasından) geçmek en doğru yaklaşım olacaktır. Erkeklerde akciğer, kalın bağırsak ve prostat kanserleri, kadınlarda ise meme ve üreme organları kanserleri olasılıkları ileri yaşlarda artmaktadır. Bu sayılan kanser türleri için bazı erken tanı yöntemleri geliştirilmiştir.
Akciğer kanseri sigarayla yakından ilişkili olduğundan, özellikle uzun süre yüksek miktarda sigara içmiş olanların en azından yılda bir kez akciğer filmi çektirmeleri yerinde olacaktır. Prostat kanserine yönelik PAP ve PSA testlerinin hastalığın taranmasındaki önemi gösterilmiştir. Kadın üreme organlarının incelenmesinde yararlanılan örnekleme (smear) yönteminin 17 yaşın üzerinde ve cinsel olarak aktif her kadında yılda bir kez tekrarlanması önerilmektedir. Meme kanserine yönelik başarılı tarama yöntemi ise mamografidir.
İçerik Clinart (Doç. Dr. Yavuz Dizdar) tarafından hazırlanmıştır. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| Fontu büyütmek için tıklayınız. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| Serviks (Rahim Ağzı) Kanseri |
|
|
|
|
|
|
| Gastrointestinal Stromal Tümör |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|