BÖBREK HÜCRELİ TÜMÖR - RCC
Böbrek hücreli karsinom (renal hücreli karsinom, RCC) bütün erişkin tümörlerinin %3’ünü, böbrekten kaynaklanan tümörlerin ise %90-95’ini oluşturmaktadır. Erken uyarıcı belirtileri yoktur, farklı klinik tablolarla ortaya çıkabilir, kemoterapi ve radyoterapiye dirençlidir, buna karşılık kinaz reseptörlerini hedef alan ilaçların etkin olduğu gösterilmiştir. RCC’nin kesin nedeni bilinmemektedir. Sigara kullanımı RCC riskini iki kat artırmakta ve bütün vakaların üçte birinden sorumlu tutulmaktadır. Obezite özellikle kadınlarda risk faktörüdür. Diğer risk faktörleri hipertansiyon, hipertansiyon tedavisi, östrojen tedavisi, petrol ürünlerine maruz kalma, anilidin sınıfı bazı ağrı kesiciler, kronik böbrek yetersizliğiyle seyreden böbrek hastalığı, diyaliz, böbrek transplantasyonu yapılmış olması (riski 80 kat artırmaktadır), tuberoz skleroz ve Von Hippel Lindau gibi ailevi hastalıklardır.
Tümörün görülme sıklığı yaşla birlikte yılda %3 artış göstermektedir. Amerika Birleşik Devletleri istatistiklerine göre 2005 yılında 36.160 yeni vaka saptanmıştır. RCC kanserde ölümlerde 6. sırada yer almaktadır. 1969 verilerine göre evre I’de %66, evre II’de %64, evre III’te %42 ve evre IV’te %11 olan 5 yıllık yaşam oranı, aradan geçen zamana karşılık değişmemiştir. Bunda en önemli neden hastalığın bilinen klasik tedavi yöntemlerine karşı dirençli olmasıdır.
RCC uzun süre belirti vermeden kalır. Hastalığın klasik üçlü belirtisi karın ağrısı, idrarda kanama ve batında ele gelen kitle, bütün hastaların sadece %10’unda görülmektedir. Hastaların %25-30’unda hastalık rastlantısal olarak saptanır. Buna karşılık en sık görülen belirtiler idrarda kanama (%40), karın ağrısı (%40), batında ele gelen kitle (%25), kilo kaybı (%33), ateş (%20), hipertansiyon (%20), kalsiyum değerlerinin yüksek olması, gece terlemeleri, halsizlik ve varikoseldir (testis damarlarının varisleşmesi). Bu belirtilerin bir kısmı tümörün kendisinden, bir kısmı ise metabolik etkilerinden kaynaklanır. Hastaların %30’u tanı sırasında metastatik hastalığa sahiptir. Metastazlar %70 akciğerler, %36 yumuşak dokulara, %20 kemiğe ve %18 karaciğere ve %8 beynedir.
Hastalığın tanısında görüntüleme yöntemleri büyük önem taşımaktadır. Böbreklerin görüntülenmesini sağlayan piyelografiler, ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans görüntüleme tekniği ve gereken durumlarda pozitron emisyon tomografisi radyolojik tanının konmasında ve hastalığın yaygınlığının saptanmasında önemli yöntemlerdir. Bununla birlikte kesin tanı biyopsi alınarak patolojik inceleme ile konur. RCC olasılığının yüksek olduğu durumlarda ürolog, tanı ve tedavi girişimini aynı operasyonda yürütebilir.
RCC kemoterapi ve radyoterapiye dirençli bir tümördür. Bağışıklık sistemini kuvvetlendiren ilaçlarla immünoterapi uygulanmasının sağladığı fayda da kısıtlıdır. Hastaların büyük bölümü sitokin ve immünomodülatör tedavisine sınırlı yanıt verir. Buna karşılık son yıllarda geliştirilen hücre sinyal mekanizmasını ve damar yapımını hedef alan ilaçlar RCC tedavisinde etkili bir seçenek oluşturmuşlardır.
İçerik Clinart (Doç. Dr. Yavuz Dizdar) tarafından hazırlanmıştır. |