YUMUŞAK DOKU VE KEMİK TÜMÖRLERİ
Sarkomlar vücudun herhangi bir yerinde bulunan destek dokudan çıkan tümörlerdir, buna karşılık bu başlık altında seyri ve tedavisi farklılık gösteren çok sayıda hastalık bulunmaktadır. Bu nedenle sarkomlar başlıca yumuşak doku sarkomları ve kemik sarkomları olarak ikiye ayrılır.
Yumuşak doku sarkomları bedenin her yerinde görülebilir, yarısından çoğu kollarda ve bacaklarda, bunların %60’ı da bacaklarda ortaya çıkar. Genellikle ağrısız bir yumuşak doku kitlesi olarak ortaya çıkarlar. Hastanın bunu fark etmesi, yerleşimi ve boyutuyla ilişkilidir. Yumuşak doku tümörlerinin tedavisinde tercih edilen yöntem cerrahi ile kitlenin çıkarılmasıdır. Hastalığın kesin tanısı biyopsi (örnek alınması) ile konulmaktadır. Üç santimetreden küçük tümörlerde tümörün bütünüyle çıkarılması amaçlanmalıdır. Daha büyük tümörlerde ya da müdahale açısından zor yerleşimlerde biyopsi alınmalı ve tedavi buna göre planlanmalıdır. Hastalığın temel tedavisi kitlenin güvenlik sınırı hesaba katılarak cerrahi ile çıkarılmasıdır. Bu nedenle cerrahi yaklaşım yumuşak doku tümörleri konusunda uzman bir cerrah tarafından yapılmalıdır. Cerrahi uygulanmasının güç olduğu ileri evredeki hastalarda önce radyoterapi ve kemoterapi uygulanarak (neo-adjuvan tedavi) tümör küçültülebilir ve cerrahinin uygulanması kolaylaştırılabilir. Patolojik verilere göre kemoterapi ve radyoterapi cerrahi sonrasında da uygulanabilir.
Kemiklerden kaynaklanan başlıca tümörler ise kemik dokusundan kaynaklanan osteosarkomlar ve kıkırdak dokusundan kaynaklanan kondrosarkomlardır. Osteosarkomlar en sık, kemik dokusunun hızla büyüdüğü ikinci on yaşta görülür. Ancak histolojik alt-tiplerine göre daha ileri yaşlarda ortaya çıkan formları da vardır. Hastaların çoğunda ana belirti kemikte ağrıdır, tümörün büyümesi genellikle ağrısız olsa da, kemik zarının etkilenmesiyle birlikte ağrı ortaya çıkar. Tanı öncesi ağrılı dönem ortalama 3 aydır. İkinci en sık görülen belirti ise şişliktir. Hastalığın kol ve bacak kemiklerinde yerleşmesi ya da vücutta yerleşmiş olması gerek tanı gerekse tedavi açısından sonuçları etkileyen önemli bir faktördür. Vücut kemiklerinde yerleşmiş hastalıkta tanı daha geç konur ve cerrahi tedavi uygulanması olasılığı daha kısıtlıdır.
Osteosarkomlar biyolojik davranışları gereği tanı anında genellikle yayılmış olarak ortaya çıkarlar. Hastalığın ana tedavi seçeneği kemoterapi ve cerrahidir. Tanı konur konmaz başlanan kemoterapi ile tümör dokusu mümkün olduğunca küçültülmeye çalışılır ve ardında cerrahi tedavi planlanır. Cerrahi planlanması ortopedi uzmanının deneyimiyle doğrudan ilişkilidir. Uzuv koruyucu bir ameliyat yaklaşımı, hastanın günlük işlevlerini sürdürmesi açısından çok önemlidir, ancak deneyim gerektirir. Hastalık radyoterapiye genellikle duyarlı olmadığından radyoterapi, cerrahinin uygulanamadığı durumlarda tedavi planına eklenir. Kondrosarkomlar, kıkırdak dokusundan kaynaklanan tümörlerdir. Genellikle 30-60 yaş arasında görülürler, 35-45 yaşlar arasında en sıktırlar. %30 leğen kemiklerinde, %20 uylukta, %15 omuzda ve %10 göğüs ve kaburga kemiklerinde görülürler. Hastaların %75-95’inde ilk belirti ağrıdır. Tümörün büyüme hızı genellikle yavaştır, bu nedenle tanı öncesi 10-20 yıl geçmişi olan hastalar bile bulunmaktadır. Tanı radyolojik yöntemler doğrultusunda biyopsi ile konur. Hastalığın ana tedavi yöntemi özellikle yavaş büyüyen tümörlerde cerrahi ile tümörün çıkarılmasıdır. Radyoterapi ve kemoterapi daha hızlı büyüyen tümörler için etkili bir tedavi seçeneğidir.
İçerik Clinart (Doç. Dr. Yavuz Dizdar) tarafından hazırlanmıştır. |