LÖSEMİ NEDİR?
Lösemi; akyuvar olarak adlandırılan kemik iliğinde yapılan beyaz kan hücrelerinin çoğalması ile karakterize bir kanser türüdür. Akut lösemiler; birden ortaya çıkar, akut lenfoblastik (ALL) ve akut miyeloblastik (AML) olmak üzere iki ana formdan oluşur. Kronik lösemiler ise yavaş seyirlidir, kronik miyelositer (KML) ve kronik lenfositer lösemi (KLL) olmak üzere iki ana tipten oluşur. Löseminin hangi tip olduğu, hastalığının genel özelliklerinin yanı sıra, kan ve kemik örneklerinin mikroskop altında incelenmesi ile belirlenir.
AKUT LÖSEMİ NEDİR?
Akut lösemiler kan yapan hücrelerin henüz olgunlaşmamış formlarının hızla çoğalmasıyla ortaya çıkan ve hızlı bir şekilde tedavi edilmediği takdirde öldürücü seyreden hastalıktır. Akut lenfoblastik lösemi (ALL) denen lenfosit kökenli formu %80 çocuklarda görülür. Buna karşılık akut miyelositer lösemilerin (AML) %90’ı erişkinlerde ortaya çıkar. Akut lösemiler FAB (French-American-British) sistemine göre sınıflanırlar. İlk saptanan fizik bulgular genellikle kansızlıkla (anemi) ilişkilidir. Hastalar halsizlik ve yorgunluktan yakınırlar. Kırmızı kan hücrelerinin yetersizliğine bağlı solukluk, çarpıntı; lökositlerin işlev yetersizliğine bağlı enfeksiyonlar ya da pıhtılaşma hücrelerinin (trombositler) eksikliğine bağlı kanama eğilimi ortaya çıkabilir. Hastalığın tanısı kan ve kemik iliği örneklerinin incelenmesi ile konur. Her iki tipte de tedavi genel olarak üç aşamada toplanır. İlk aşama hastalığın kontrole alınması için remisyon (indüksiyon) tedavisidir. Bu amaçla neredeyse çok ciddi bir kemik iliği baskılanmasına neden olacak yoğun kemoterapi uygulanır. Hastalık kontrolü sağlandığında, önceki tedavi deneyiminin ışığında pekiştirme (konsolidasyon) ve idame tedavisine geçilir. Bu tedavilerden yeterli yanıt alınamayan ya da yineleme görülen hastalarda allojenik (doku grubu tutan akrabalardan) ya da otolog (kendi kemik iliğinden) kök hücre tedavisi uygulanır.
KRONİK LÖSEMİ NEDİR?
Kronik miyelositer lösemi (KML), granülosit olarak adlandırılan akyuvar altgrubunun kanseridir, bu hastalıkta bu nedenle granülositlerin sayısı artar. KML en sık 40-50 yaşları arasında ortaya çıkar. Bütün lösemilerin %20-30’u KML’dir, çocuklarda nadir görülür. Normalde beyaz kan hücrelerinin sayısı 5-10 bin arası iken bu hastalıkta 50-200 bine ulaşabilir. Bu hastalıkta “Philadelphia kromozomu” olarak adlandırılan bir genetik değişiklik görülür ve hastalığın ortaya çıkmasından sorumludur. Hastalığın erken dönemlerinde hastaların genellikle şikayetleri yoktur, tanı kan testlerinde tesadüfen lökosit düzeyinin yüksek bulunması ile konur. Hastalığın ilerlemesi ile yorgunluk, ateş, gece terlemesi, kilo kaybı, dalak büyümesine bağlı şikayetler ortaya çıkar.
Hastalığın tanısı hematoloji uzmanı tarafından konur. Kesin tanı Philadelphia kromozomunun görülmesi ile doğrulanır. Hastaların yaklaşık %90-95’inde Philadelphia kromozomu saptanır. KML enfeksiyonlar, kronik miyelomonositer lösemi gibi lökosit sayısının artmasına neden olan diğer hastalıklarla da karıştırılabilir. KML’de hastalar ilk tanı konulduğunda genellikle kronik fazdadırlar ve beyaz kürelerin sayısı çok yüksektir. Çok yüksek sayıda beyaz küre olduğunda hücre ayırıcı denilen aletlerle lökoferez denilen işlem yapılarak lökositler vücuttan uzaklaştırılır. Lökoferez gerekmeyen hastalarda yüksek lökosit sayısını düşürmek amacıyla ilaç tedavisi de yapılabilir. “Akselere” ya da “blastik” faz olarak adlandırılan dönemde ise yine ilaç tedavisi veya kök hücre tedavisi uygulanabilir. Kök hücre nakli kronik fazın ilk yılında yapılırsa en iyi sonuçlar alınmaktadır.
Kronik lenfositik lösemi (KLL) bütün lösemilerin %25-30’unu oluşturur. Hastaların bir çoğunda belirti bulunmaz. Belirtiler ortaya çıktığında ise halsizlik, kilo kaybı, tekrarlayan enfeksiyonlar ve kanama görülür. Lenf düğümleri büyüyerek ele gelir. KML’de olduğu gibi dalak da büyüyebilir ve hastalarda karında dolgunluk hissine neden olur. KLL hastalarının üçte biri çok iyi seyreder, bu hastalarda KLL yaşamın seyrini etkilemez. İkinci üçte birlik grupta hastalık yavaş bir seyir gösterir. Buna karşılık diğer üçte birlik kesimde hastalığın seyri hızlıdır ve hastalar kısa sürede kaybedilir. Bu nedenle tedavide hastalığın seyri anlaşıldıktan sonra ancak gereken durumlarda ilaçlara başvurulur. Tedavi gerektiren durumlar kilo kaybı, ateş, gece terlemesi, halsizlik gibi hastalığın ilerlediğini gösteren belirtiler, kansızlık, kanama eğilimi, tekrarlayan enfeksiyonlar, lenf düğümlerinin, karaciğer ve dalağın ileri derecede büyümesidir.
İçerik Clinart (Doç. Dr. Yavuz Dizdar) tarafından hazırlanmıştır. |