TESTİS TÜMÖRÜ Testis kanserleri erkeklerde bütün kanserlerin %1’inden daha azını oluşturur, buna karşılık 20-35 yaş erkekler arasında en sık görülen kanser tiplerinden biridir. Hastalığın bilinen en önemli nedeni inmemiş testistir (kriptorşidi), bu hastalarda testis kanseri görülme olasılığı normal kişilerin 20-40 katıdır. Bu hasta grubunun %10’unda normal inmiş testiste de kanser çıkar. Daha önce testis kanseri gelişmiş olanlarda diğer tarafta kanser çıkması olasılığı artar. Kromozom yapısının farklı olması ile kendini gösteren genetik sendromlarda da testis kanseri riski yükselmiştir. Hastalığın belirtileri herhangi bir testiste kitle veya büyüme, testislerin içinde bulunduğu kesede (skrotum) ağırlık duygusu, sıvı birikmesi, testis veya skrotumda ağrıdır. Seyrek olarak insan koryonik gonadotropini (HCG) denen hormonun artışına bağlı olarak göğüslerde büyüme ve hassasiyet ortaya çıkabilir. Erken tanı kanserin tedavi edilebilme şansını arttırdığı için çok önemlidir. Testis kanserinden korunmak için ayda bir kez kendi kendine testis muayenesi yapmalıdırlar. En sık rastlanan belirti testiste ele gelen kitledir. Tanı için ultrasonografik görüntüleme en sık başvurulan yöntemdir, ancak diğer tümör tiplerinin aksine, testis tümörlerinde klinik muayene ve ultrasonografi ile tanı konduğunda genellikle biyopsi yapılmaz. Buna karşılık tedavi öncesi bütün hastalarda sperm analizi yapılmalı ve gerekiyorsa dondurularak sperm saklanmalıdır. Testis tümörlerinin %50’si seminom adı verilen germ hücreli tümörlerdir. Diğer sık görülen tümörler ise seminom dışı tümörler olan teratokarsinom, embriyonal karsinom, endodermal sinüs tümörü (yolk kesesi tümörü) ve koryokarsinomdur. HCG ve alfa-fetoprotein (AFP) bu son grupta artma eğiliminde olan kan belirteçleridir. Buna karşılık hastalığın yaygınlığının anlaşılması için karın ve akciğer bilgisayarlı tomografi incelemesi yaptırılır. Hastalığın ana tedavisi testisin kasıktan yapılan bir operasyonla çıkarılmasıdır. Radyoterapi ve kemoterapi hastalığın evresine ve patolojik tanısına göre tedaviye eklenir. Testisi aşmamış veya sadece karındaki lenf düğümlerini tutmuş seminomlarda batına yapılan düşük doz radyoterapi, hastalığın başarıyla tedavisi için yeterlidir. Seminom dışı sadece testise sınırlı tümörlerde cerrahi tedavi genellikle tek başına yeterlidir. Buna karşılık kan belirteçlerinin yüksek olduğu ya da yayılmış tümörlerde kemoterapi de tedavinin önemli bir unsurudur. Testis tümörlerinde tedavi başarısı genel olarak yüksektir, yineleme olması durumunda bile hastalık başarıyla kontrol altına alınabilir.