İşletim sisteminiz Flash Ögeleri Desteklemiyor. Yüklemek için tıklayınız.
Anasayfa  > Kanser Nedir?  > Rahim, Rahim Ağzı ve Yumurtalık Kanseri  > Serviks (Rahim Ağzı) Kanseri

SERVİKS (RAHİM AĞZI) KANSERİ

Serviks kanseri düşük sosyoekonomik sınıflarda daha sık görülür. Cinsel hayata erken başlamış olmak, çok sayıda partneri olmak, çok sayıda doğum yapmış olmak hastalık için başlıca risk faktörleridir. İnsan papilloma virüsü adı verilen virüslerle serviks kanseri arasında ilişki olduğu gösterilmiş ve aşı geliştirilmiştir. Kısa süre önce ülkemizde de kullanıma giren aşıların ergenlik öncesi dönemde yaptırılmasının etkin koruma sağladığı gösterilmiştir. serviks kanseri erken teşhis edilmesi durumunda tamamen kontrol altına alınabilir, bu nedenle cinsel etkinliğin başlaması ile birlikte her yıl düzenli kontrol en önemli önleyici yaklaşımdır.

Hastaların önemli bölümünde hastalığa özgü bir şikayet yoktur. En sık görülen şikayetler ise düzensiz, aralıklı olarak süregelen, vajinal kanamadır. Kanama genellikle az miktarda ve lekelenme şeklindedir, ancak cinsel birleşme sonrası artabilir. Hastalığın tanısı kadın hastalıkları uzmanları tarafından muayene ve biyopsi ile konur. Görüntüleme yöntemlerinden yararlanılarak hangi aşamada olduğu (evre) konusunda detaylı bilgi elde edilir.

Hastalığın tedavisi bulunduğu evre ile yakından ilişkilidir. Rahim ağzının doğrudan mikroskopla muayenesi (kolposkopi) özellikle erken evre hastalığın durumu hakkında ayrıntılı bilgi verir. Erken evre (kanser öncesi) hastalıkta rahim ağzının konizasyon adı verilen bir müdahale ile temizlenmesi, koterle yakılması ya da kriyoterapi adı verilen yöntemle dondurularak tedavisi yeterli yaklaşımlardır. Daha ileri dönemde ise hastalığın evrelenmesi ve buna göre tedavi yapılması gereklidir. Evre I ve IIA hastalıkta temel tedavi yaklaşımı cerrahi girişim ile rahimin çıkartılmasıdır. Bu yaklaşım gereken durumlarda radyoterapi ile kombine edilebilir; bu iki tedavi yaklaşımı ile hastaların %85-90’ında kesin tedavi sağlanmaktadır. Daha ileri evrelerde ana tedavi yaklaşımı radyoterapi ve kemoterapidir. Radyoterapi tek başına ya da kemoterapiyle kombine edilerek uygulanabilir.

Hastaların küçük bir kısmında tedavinin başarılı olmasına karşılık ileride yineleme görülebilir. Bu durumda hastalık yeniden evrelenerek tedavi seçenekleri gözden geçirilebilir. Ameliyat öncesi uzak metastazlar (sıçrama) ekarte edilmelidir. Manyetik rezonans ve pozitron emisyon tomografisi bu amaçla kullanılan radyolojik yöntemlerdir. Böbrek yolları intravenöz piyelografi ile değerlendirilmelidir. Cerrahi tedavinin tipi, hastalığın lokal yayılımına göre seçilmelidir. Bazı olgularda hem mesane hem de kalın bağırsağın son kısmının cerrahi kapsam içine alınması gerekebilir.

İçerik Clinart (Doç. Dr. Yavuz Dizdar) tarafından hazırlanmıştır.
Fontu büyütmek için tıklayınız.
Banner
   Pfizer International Pfizer Türkiye Bize Ulaşın Site Haritası Kullanım Koşulları
Pfizer İlaçları Ltd.Şti. Ortaköy 34347 İstanbul-Türkiye Tel: 0212 310 70 00 Faks: 0212 310 70 55
©2007 Pfizer pfizeronkoloji@pfizer.com
Web Sitesi Sorumlusu: İrte Topaloğlu
Onay: ONK0701(Nisan 2007)
Son Güncelleme Tarihi : 17.4.2007
Sitemizde yer alan bilgiler, hekim ya da eczacıya danışmanın yerine geçmez. www.isection.com