MİDE KANSERİ
Mide kanserinin nedenleri kesin olarak bilinmemekle birlikte diyetin sorumlu olabileceği üzerinde durulmaktadır. Nişasta, turşular, tuzlanmış et ve balık gibi yiyeceklerin mide kanserleri ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Süt, taze sebzeler, turunçgiller, vitamin C ve soğuk gıdalarla beslenenlerde ise mide kanseri daha az görülmektedir. Alkol zayıf bir risk faktörü olmakla birlikte, sigara önemlidir. Lif oranı düşük gıda alımında kanser riskinde azalma olurken, çikolata ile beslenmede riskte artma olduğu gösterilmiştir. Kronik atrofik gastrit, mide ülseri, pernisiyöz anemi, hipertrofik gastrit, mide polipleri, gastrik displazi ve Helicobacter pylori enfeksiyonunun mide kanseri açısından risk oluşturduğu bilinmektedir. Kan grubu ‘A’ olan insanlarda mide kanseri sıklığı yüksektir. Erkeklerde kadınlara göre 2 kat daha fazla ve 50-70 yaşlar arasında daha sık görülür.
Klinik olarak en çok rastlanan belirti mide bölgesinde ağrı, ağrıyla birlikte iştahsızlık ve kilo kaybıdır. Midenin yemek borusuyla birleşim bölgesine yerleşen tümörlerde yutma güçlüğü ilk belirti olabilir. İlerleyen vakalarda bulantı ve kusma olabilir. Nadiren kanama veya mide delinmesi başlangıç bulguları olabilir ya da tümör batın içerisine yayılarak buna yönelik belirtilerle ortaya çıkabilir. Mide kanseri erken evrede tanınabilirse kesin tedavi olasılığı daha yüksektir. Hastalığın sık görüldüğü Japonya gibi ülkelerde tarama amaçlı endoskopi yapılmaktadır. Tümör belirteçlerinin tarama ve tanıda yeri yoktur.
Erken evre mide kanserinin kesin tedavisi cerrahidir, midenin tümörü içeren bölümü ya da bütünü cerrahi ile çıkarılır. Hastalığın yayılma olasılığının olduğu lenf düğümlerinin ve mide zarının da çıkarılması gereklidir, ancak en az 15 lenf düğümünün çıkarılması amaçlanır. Cerrahi evre II ve III hastalıkta da tedavinin standart parçasıdır. Daha ileri hastalıkta cerrahi uygulaması ise hastanın rahatlatılması ve sindirim pasajının açık tutulması için gereklidir. Erken evre hariç, tedaviye kemoterapi ve radyoterapi eklenmesi hastaların yaşam süresini artırmaktadır. Hangi kemoterapi şemasının daha üstün olduğu kesin olarak saptanamamıştır. Yeni geliştirilen ilaçlar kemoterapinin başarısını yükseltmektedir, buna karşılık tedavinin yan etkilerinin dikkate alınması gereklidir. Tedavi sonrasında hastalar ilk iki yıl 3 ayda bir, daha 6 ayda bir kontrolden geçirilirler. Her yıl endoskopi ve diğer görüntüleme yöntemleri uygulanır. Midenin son kısmı ya da bütünü alınan hastalarda B12 vitamini ve demir desteği yaşam boyunca sürdürülmelidir.
İçerik Clinart (Doç. Dr. Yavuz Dizdar) tarafından hazırlanmıştır. |